Kulüp olarak düzenlediğimiz Bilişimde Kariyer ‘09 etkinliğimizi 6-7 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirdik.Gerçekten çok kısa sürede bişeyler yapmamıza rağmen oldukça iyi bir iş çıkardığımızı düşünüyorum.

İlk gün, A.Halim Zaim hocamızın açılış konuşmasıyla başladı.Hocamızdan hemen sonra, IBM yazılım yarışmasında jüri özel ödülü kazanan VForNext takımı söyleşisi vardı.Oldukça yararlı geçen bu söyleşiden sonra Özürlükİçin’den yani Pardus’un tanıtım grubundan Akın Ömeroğlu bizlerleydi.Gerçekten de en keyifli oturumlardan birisiydi. Bunun ardından EMC’ de Mehmet Özdemir ise Veri Depolama teknikleri ile ilgili bilgiler verdi. Ülkemizde pek bilinmeyen bu alanla ilgili seminer de oldukça yararlıydı. Günün son oturumunda Dinamik Çözüm ve organizasyonu binalarında düzenlediğimiz Kosgeb  ortak oturumuyla sona erdi.

İkinci gün Bilge Adam’ dan Tamer Şahiner hocamız Web’den para kazanma yolları ve yazılımda kariyer hakkında katılımcıları bilgilendirdi.Hemen ardından, MSP’ler Burak Kanmaz ve Murat Hacıoğlu Microsoft’ta Kariyerime Nasıl Başlarım isimli oturumlarıyla Microsoft’ta işe girmek isteyen öğrencileri bilgilendirdiler.Etkinliğin son oturumu ise kesinlikle en ilgi çekici oturumdu.Mezunlarımızın katıldığı ve M.Ali Aydın hocamızın moderatörlüğünü yaptığı forum, herkesin büyük beğenisini kazandı, ve çoğumuzun gelecek kaygılarını bir nebze de olsa azaltabildi ve bu oturum sonunda bu sene ilki yapılan Bilişimde Kariyer ‘09 etkinliği sona erdi.

Başta da dediğim gibi oldukça kısa sürede hazırlanmamıza rağmen oldukça güzel bir seminer oldu.Buradan katılımcı firmalara ve konuşmacılara, Saklı Bahçe’ ye , Gençlik Copy’e , bütün katılımcılara , başta Muhammed Hoca olmak üzere bütün hocalara, ve tabi ki yönetim kurulumdaki arkadaşlarıma sonsuz teşekkür ediyorum.Seneye Bilişimde Kariyer ‘10 da görüşmek umuduyla.

İsimsiz..

Yazar Hagaren
Kategori Genel

Gözlerine her bakmaya çalıştığımda ,
Bana varlığını anlatmaya çalışıyor da,
Ben mi anlamıyorum?
Sen mi anlatmıyorsun ?
Biz mi anlamıyoruz ?

Her gece hücremdeyim seni ararken,
Sana dokunmak istediğim her an,
Var olmandan mı korkuyorum ellerimi sana uzatmak istediğimde,
Gözlerine her bakmaya çalıştığımda ,
Güneşler açan yüzünün çevresinde ,
Varlığını bilmekten mi korkuyorum ,
Elimi tutmanı istediğim her an ,
Seni bilmekten mi korkuyorum ?
Beni hissedecek olsan ,
Sana sarılacak olsam…
Beni bilmenden mi mi korkuyorum ?

Yalnızlığımın ortasında ,
Sana ait bir düşle ,
Ellerimin arasında sakladığımı sandığım ,
Gözlerini ele veren gülümsemeni ,
Kaybetmekten korktuğumu
Kendimden saklayarak,
Yine
Senden uzakta ,
Bana ait olmayan bir yerde ,
Birilerini bekleyerek , seni isteyerek
Yaşamaktan korktuğumu
Ben mi bilmiyorum ?
Sen mi bilmiyorsun ?
Biz mi bilmiyoruz ?

Ne olduğumu bilmediğim bir yolda ,
Esrarlı kaldırımların ,
Soğuk ağlamaların ,
Güçsüz bedenlerin etrafında ,
Gözlerin
Beni bana anlatacak olan,
Dünyayı bana anlatacak olan ,
Seni bana anlatacak olan ,
Tek tesellim olacak sanki ,
Onlarla her buluştuğum zaman ,
Ya da öyle olduğunu sandığım her yanılsamada…

Bir arkadaşım yayınlamamı rica etti, şiir bana ait değil yani.Çok hoşuma gittiği için yayınlamak istedim ben de :)

İkarus Olmak

Yazar Hagaren
Kategori Genel

“İkarus’un babası Daidalos bilge bir mimardır. Sürgüne gönderildiği Girit Adası’nda Kral Minos’un yanında çalışmaya başlar. Onun isteği üzerine insan başlı, boğa bedenli bir canavar olan Minotauras’ın bir daha çıkmamacasına içine kapatılacağı Labirent’i inşa eder. Ancak bir süre sonra kral Minos’un emri ile, Labirentin gizini Theseus ve Ariadne’ye öğrettiği gerekçesi ile oğlu İkarus’la birlikte kendisi Labirent’e hapsedilir.Daidalos, yaratıcı aklıyla, buradan çıkmanın yollarını arar. Ve kendisi ve oğlu için kanatlar yapar. Bu kanatları bal mumuyla bedenlerine, omuz başlarına yapıştırır. Oğlu İkarus’a ne çok alçaktan, ne de yüksekten uçmamasını, özellikle de güneş ışınlarına yaklaşmamasını tembih eder.İkarus uçmanın verdiği büyük hazla bunları unutur; uçabilme özgürlüğü ile babasını dinlemez.Güneşin ışıltısını gören İkarus’un yükselmesini engellemek mümkün olmaz. Aydınlığa doğru yükseldikçe yükselir İkarus. Ta ki güneş, kanatlarını tutan balmumunu eritene kadar. Kanatları kopar, Ege’nin sularına düşüp kaybolur. Hür olmanın, yükselişin, aydınlanmanın çağrısı, İkarus’a pahalıya mal olur…”

Belki de bir hayatı en kısa biçimde anlatan mitolojik bir hikayedir İkarus’un hikayesi. Güneşin güzelliğine kapılıp kanatlarının erimesine aldırmayan İkarusun acı sonu, aslında günlük hayatta çeşitli zamanlarda hepimizin başına gelen bir şey farkında olmasak da. Duygularımızın değil, aklımızın bizi kontrol etmesinin gerekliliğini anlatır aslında İkarus. Hayatın özeti demiştim, gerçekten de öyle; ne çok alçaktan uçmayı gerektirir hayatımız, ne de çok yüksekten uçmayı.Güneş gözümüzü alıp güzelliğiyle bizi cezbetse bile ondan etkilenmeden yolumuza devam etmememizi gerektirir hayat, ama her zaman o kadar kolay olmaz maalesef bu.Kanatlarımız yansa bile güneşin güzelliğine kapılıp, yüksekte olmanın verdiği hazza kapılıp, daha da yükseğe gideriz, ne yaptığımızın farkına da ancak suyun dibinde varırız ama artık çok geç olmuştur bile.İkarus olmak aslında sonunu bile bile, o haz duygusunu, iliklerine kadar bir anlık da olsa yaşamaktır, tepeye çıktığında kanatların erirken yüzünde oluşan acı gülümsemedir.Ve cesur olmaktır İkarus olmak, herkesin olamayacağı kadar cesur olmak.Kim bilir belki de şairin dediği gibi mumdan kanatlı bir adamın güneşe ulaşması kadar anlamlıdır bu dünya..

A Past And Future Secret

Yazar Hagaren
Kategori Genel

Blogumun adı eğer dikkat ettiyseniz A Past And Future Secret(yok yau). Bloguma neden bu ismi koyduğumu anlatmayacağım burada, sadece ne olduğunu göstereceğim. Cevabı da aşağıda. Blind Guardian’dan geliyor :D



“Çalışmam lazım, çalışmam lazım, çalış…” Her sınav zamanı aklımda infinitive loop a giren bu cümle aslında en büyük sorunlarımdan birisini de ortaya koyuyor, yani bir türlü konsantre olup derslere çalışamamamı.Nereden çalışmaya başlayacağım, nasıl çalışıcağım hiç bir fikrim yok.Aslında bir motivasyonum var diyebilirim.Şöyle ki, bugün kopiciye gidip 15 lira kadar ders notlarına verince, bi an “ula o kadar para verdik çalışayım bari” diye içimden geçirdim, o an çok mutlu oldum hayata pozitif yönünden baktım, hayat anlam kazandı falan, ama 10 saniye sonra eski halime döndüm.

Bunun için geliştirdiğim yöntem de şu; “yumurta dayanmasıyla gelen son gece mucizesi”. Bütünlemelerde uyguladığım bu yöntem işe yaradı, bundan sonra artık bu yöntemi uygulamaya karar verdim. Yöntemi kısaca anlatmak gerekirse, sınavdan önceki akşam saat 6 gibi yatılır, gece saat 12-1 gibi kalkılır ve sabaha kadar çalışılır, uyumadan sınava girilir, sonra eve gelinip aynı taktik tekrar uygulanır.Bu muydu lan biz de bişey sandık diyebilirsiniz, evet hepsi bu işte çok unique bi olay yok yani ortada. Sınav öncelerindeki ve sırasındaki geleneksel saçmalama yazımı burada bitiriyorum.Hadi gidin ders falan çalışın ne işiniz var zaten burada..

Birkaç ay önce yazmıştım gene Fullmetal Alchemist’ in 2. sezonunun yapıldığını, ve nihayet 5 Nisan günü kavuştuk kendisine. Çıkar çıkmaz indirip, okula gelmeden sabahın köründe izledim kendisini :D . Çizimler gerçekten süper olmuş. Önceki animenin aksine bu sefer mangayı takip edecekmiş konusu.Nitekim, izleyin izletin efenim, seyir zevki neymiş görün. İlk açılış şarkısı da çok hoşuma gitti bu arada, Yui söylemiş (ki çok severim kendisini :)), aşağıda izleyebilirsiniz. Görüşmek üzere esenlikle kalın.



İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Kulübümüzün e-dergisi Bilişim Dergi bugün yayın hayatına başladı. 2 sene kadar önce kısa süre yayın hayatına devam eden dergimiz, bu sefer çok daha sağlam adımlarla yürüyor.Dergide emeği geçen bütün herkese sonsuz teşekkürler.

www.bilisimdergi.com

Life Goes On…

Yazar Hagaren
Kategori Bilişim, Genel

Yine bir erenbasar.com klasiği olan,”şöyle bir baktım da, uzun zamandır birşey yazmıyormuşum” diyerek hepinize merhaba diyorum.Aslında bu arada bir çok gelişme oldu ama neden yazmamışım anlamadım.

Geçtiğimiz günlerde Bilmök’e katılmak için Ankaraya gittim.İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Mühendsiliği olarak toplam 6 kişiyle katıldık bu sene Bilmök’e. 3 gün boyunca o seminer senin, bu forum benim,şu konferans ötekinin, geçip gitti. Çok da eğlendik tabi bunun yanında. Velhasılı kelam güzel bir 3 gündü.Bu 3 günün güzel geçmesini sağlayan başta Sümeyra, Burak, Ayşen, Can, Barış, Emre, Hulusi, Hüseyin ve Kubilay olmak üzere herkese sonsuz teşekkürler.

Bilmökten gelince bi de baktım ki harbi harbi 2. dönem başlamış. Vay anasını dedim ne zaman ilk dönem bitti de 2. dönem başladı. Bu arada İÜBK olarak da 2. döneme baya hızlı başladık. Baki Onur Okutucu’nun verdiği Ethical Hacking semineri büyük bir ilgi gördü. Kulüp bünyesindeki proje gruplarımız ve Linux grubu da çalışmalarına tam hız başladılar. C# eğitimi de geçtiğimiz hafta başladı.Ayrıca bugün de Mahir Aşut tarafından verilecek olan Açık Kaynak İş Modeli Semineri de Facebook’daki katılıma bakarsak oldukça ilgi görecek gibi.

Bütünlemelerin verdiği gazla, “2. dönem bütün dersleri AA ile geçecem ulan, kurtulamazlar nıhahaha” dediğimi hatırladım birden ve yüzüme acı bir gülümseme yerleşti nedendir bilmem.Ama bildiğim bir şey var ki eğer 2 dersten bile kalsam okul 1 sene uzuyor.He diyceksiniz ki umrunda mı, pek değil.Bir daha öğrenci olmayacağımız için biraz uzatmakta bir sakınca göremiyorum, ama yine de derslere baya bir aslımam gerektiğini düşünüyorum. Sadece düşünüyorum ama, o kadar pek bi eylem yok henüz.

İÜBK’ nın e-dergisi olan bilisimdergi.com de bu ayın 27sinde yayın hayatına başlıyor. Gerçekten şu anda her şey çok olumlu gözüküyor.Editörlerimiz Can, Ercan ve Muhammet’ e gerçekten çok teşekkür ediyorum, sadece onlara değil dergi için uğraşan herkeslere teşekkür ediyorum tabi ki. Çok güzel bir şey çıktı ortaya bence. Umarım uzun soluklu bi çalışma olur. Ayın 27 sinde hepinizi bilisimdergi.com a davet ediyorum bence memnun kalacaksınız.Bilişim dergi, bilişimin yeni adresi…  -Reklamlar bitti

Eveeet bu kadar işte, bi dahaki yazımda görüşmek üzere.Blogumu da çok ihmal ediyorum, artık kendisine daha çok ilgi göstericem, hatta nikah da kıyacam diyerek gönlünü alıyorum kendisinin.Hepinize esenlikler diliyorum, kalın sağlıcakla…

Bekle Beni

Yazar Hagaren
Kategori Genel

Bekle beni, döneceğim
Bütün gücünle bekle.
Bekle, sarı yağmurlar
Hüzün getirdiğinde.
Bekle karda, tipide
Bekle, bunaltırken sıcak
Bekle, kimseler beklemezken
Geçmişi unutarak.
Bekle, uzak yerlerden
Mektup gelmez olduğunda,
Bekle, birlikte bekleyenler
Beklemekten usandığında.

Döneceğim, bekle beni
Ve iyilik dileme
Artık unutmak gerektiğini
Söyleyenlere.
Varsın oğlum ve anam
Yok olduğuma inansınlar,
Varsın, yorulup beklemekten
Otursun ateşin başına dostlar
İçsinler o acı şaraptan
Rahmet dileyerek yitene
Bekle. O şaraptan
İçmekte acele etme.

Bekle beni, döneceğim
Tüm ölümlerin inadına.
Varsın, beklemeyenler
Yorsunlar bunu şansa.
Anlamayacak onlar
Nasıl ortasında ateşin
Kurtardı beni
Senin bekleyişin.
Nasıl sağ kaldığımı
ikimiz bileceğiz sadece:
Başardın beklemeyi sen
Kimsenin bekleyemediğince…

Konstantin Simonov

Saat gecenin 4′ü olmuş(sabahın mı demeliydim yoksa?), normal olan her insan evladı yatağında uyuyor, horultular sokaktaki köpek havlamalarına karışıyor.Ben ise önümde Mohammed Ali Mazidi ve Janice Gillispie Mazidi adında, muhtemelen müslüman bir babadan olma ve hristiyan bir anneden doğma iki kardeşin yazdığı, 4. baskı bir 80×86 microprocessor kitabı açık şekilde öylece şuurumu kaybetmiş bir biçimde duruyorum.Hatta şuurumu o kadar çok kaybetmişim ki burada gelip bunları saçmalıyorum.

Yazının ilk paragrafından bütünleme haftasında olduğum gayet iyi anlaşılıyor sanırım.Neden final değil, çünkü yumurta dayanmadan bişeylere gayret etmem çok zordur, hele ki arkasında aynı şeyi karşılayacak bi fırsat varsa, bütünlemeler gibi.Bütünlemelerin ilk haftasında lojik devre tasarımı ve veriyapılarını geçerek,ulaşması hiç zor olmayan bi başarıya imza attım, zira bunları direk finallerde de geçip üzerine başka dersler geçen insanlar da vardı.O yüzden pek sevinmedim (Kimi kandırıyosun la bölümde sonuçları görünce resmen çocuğu olduğunu öğrenmiş baba ambiyansı yarattın. -bölümden bir öğrenci).Veritabanı denen şeyi de seneye alacaz artık.

İlk paragrafta bişey demiştim.Normal olan her insan evladı bu saatte uyur diye.Bu durumda bizim en azından benim normal olmadığım sonucu çıkıyor.Evet son zamanlarda normal değilim, resmen gündüzleri uyuyup, geceleri ayaktayım.Bu yüzden geçtiğimiz günlerden birinde soy kütüğümüzü inceleme ihtiyacı hissettim acaba Romanya’nın Transilvanya bölgesine mi uzanıyor diye.Babamla da uzun uzun konuştum.Yemin ettirdikten sonra vampir olmadığımız inanabildim.Bu sınavlardan sonra eski düzene alışmama çok zor olacak gibi bakalım.Olmazsa Artık Amerikaya filan taşınacaz gündüz gece dengesini sağlamak için.

Bu arada wordpress’de paragraf olayı yok yav.(yoksa ben mi bulamıyorum).Geliştiricilerine bildiririm.Çok saçmaladım galiba.Eh idare edin artık gecenin 4′ünde bu kadar.Sabahın mı demeliydim yoksa?…

Yazılarımıza abone olun
kayıtlar hizmet dışı
USERNAME
PASSWORD